Eskizi Ne Demek? Gerçekten Önemli mi?
Evet, eskiz, o küçük çizimlerin, düşüncelerin kağıda dökülmesinin adıdır. Çoğu zaman, sanatçıların, mimarların, tasarımcıların ilk fikirlerini çizdikleri o hızlıca yapılmış çizimlere verdiğimiz isimdir. Ama bana kalırsa, eskiz kelimesi de, tıpkı birçok diğer sanat terimi gibi, biraz abartılmış ve gereksiz yere “derin” hale getirilmiş bir kavram. Biraz yüzeysel bakacak olursak, eskiz aslında bir şeyin çehresidir. Bir şeyin ilk hali. Peki, bu gerçekten önemli mi?
Eskizin “sanatsal” bir anlamı var mı, yoksa sadece iyi bir işin ilk adımı mı? Hadi gelin, bu konuyu derinlemesine inceleyelim. Benim gibi sosyal medyada aktif birinin gözünden bakacak olursak, eskiz kelimesi aslında biraz nostaljik ve biraz da “sanat çevrelerinin” elit havasına bürünmüş bir terim gibi görünüyor. Ya da belki de şu şekilde söylesek daha doğru olur: Eskiz, “sanatın başlangıç noktası” gibi bir söylem, aslında çoğu zaman fazla kutsallaştırılıyor. Ama ne kadar değerli, gerçekten buna değer mi?
Eskiz: İlk Adım, Yoksa Basit Bir Deneme Mi?
Eskiz deyince ilk aklıma gelen, küçük çizimler oluyor. Fakat biraz daha derine inersek, aslında bu “ilk adım” düşüncesi, bazılarını fazlasıyla özgürleştiriyor. Bazen eskiz, insanların korkularından sıyrılmalarına, o ilk adımı atmalarına yardım eder. Çünkü eskiz, “hatalı” olmanın, yanılmanın, yanlış yapmanın izinli olduğu bir alan. Düşünsenize, sosyal medya fenomenlerinin bile “eskiz” yaptığını, başarılarını neredeyse sıfırdan tasarladıklarını. Kendi sanatlarını bile, ilk başta basitçe kağıda döküp sonra üzerine kat kat ekleyerek yavaş yavaş oluşturduklarını görüyoruz.
Ancak, bir noktada işler biraz karışıyor. Eskiz ile gerçek sanat arasındaki farkı unutan çok kişi var. Birçoğu, eskizi sadece “ilginç” bir fikir olarak kabul ediyor ve sonra üzerine başka bir şeyler eklemektense, bir şekilde bu ilk haliyle ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu da bazen, sonuçların yüzeysel ve sıradan olmasına yol açabiliyor.
Eskizin Zayıf Yönleri
İnsanlar eskiz yapmayı çok sever. Özellikle de profesyonel sanatçılar ve tasarımcılar için, eskiz bir “giriş”tir. Ancak gelin görün ki, her şeyin bir sınırı olduğu gibi, eskizin de bir sınırı vardır. Eskiz deyip geçmeyin, çünkü pek çok zaman, işi tamamlamak yerine sadece yarım bırakmak gibi bir his uyandırabilir.
Eskizin zayıf yanlarından biri, bazen “gereksiz” olmaya da aday olmasıdır. Ya da şöyle diyelim: Eskiz yapmak, gerçekte işe başlamaktan kaçmanın bir yolu olabilir mi? Çoğu zaman, tam anlamıyla bir projeye başlamadan önce eskiz yapmayı tercih edenler, aslında bir yere varamamaktan korkanlardır. Yani, gerçekte, biraz tembellik ve “hazır değilim” psikolojisi olabilir mi? Eğer her şey bir eskizle başlıyorsa, acaba hiçbir şey gerçekten “tamamlanmış” olabilir mi? Sonuçta, her şeyin bir başlangıcı vardır, ama bazı başlangıçlar sadece başlangıçtır. Bir projeye son haliyle odaklanmak yerine, sürekli eskiz yaparak kaçmak aslında yaratıcı süreci köreltir.
Bir diğer zayıf yönü ise, eskizin bazen “hızlıca yapılan” bir şey olmasıdır. Artık, her şeyin hızla tüketildiği bir çağda, sosyal medya üzerinden yapılan eskizler, genellikle bir ya da iki saatte tamamlanan, hızla çizilen işler olarak karşımıza çıkıyor. Oysa eskiz, her zaman aceleye getirilebilecek bir şey değildir. Gerçek sanatçıların yaptığı eskizler zaman alır, üzerinde düşünürler, hatalar yaparlar, tekrar tekrar çizerler.
Eskizin Güçlü Yönleri
Şimdi, biraz da eskizin güçlü yönlerine bakalım. Eskiz, her zaman ve her yerde bir şeylerin doğuşudur. Bence bunun en güzel yanı, eskizin “serbestlik” sunması. Hiçbir zaman mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Herhangi bir çizim, bir tasarım, bir plan sadece bir ilk adım olabilir. Ve bu adım bazen, size tüm projeyi ya da fikri sunar. Eskizin en değerli yönü de budur: Herkesin o anki yetenekleriyle yaptığı bir şey olması. Sonuçta, her sanatçının ilk yaptığı şey bir eskizdir. Bir düşünün; dünyadaki en büyük sanat eserleri, başlangıçta birer eskizdi.
Eskizin en güçlü taraflarından bir diğeri ise, insanları korkularından arındırmasıdır. Yeni bir şeye başlamak, bir şey yaratmaya çalışmak genellikle korkutucu olabilir. Ama işin içinde eskiz varsa, o zaman bu korkuyu bir nebze de olsa azaltabilirsiniz. Çünkü eskiz, başlangıçtaki çirkinlik ve başarısızlıkla barışma şansı verir. Mükemmel olmasına gerek yoktur. Tıpkı sosyal medyada gördüğümüz “ilk adım” fotoğrafları gibi, insanların en sade ve çabasız hallerini gösteren paylaşımlarının özüdür.
Eskiz ve Dijital Sanat
Bunu biraz da dijital sanat üzerinden ele alalım. Eskizin dijitalleşmiş hali, daha hızlı ve daha ulaşılabilir. Herkes telefonuyla çizim yapabiliyor. Ancak bu, bazen eskinin ruhunu öldürebilir. Birçok kişi, dijital eskiz yapmanın yalnızca hızlı bir süreç olduğunu ve her şeyin hemen mükemmel hale gelmesi gerektiğini düşünüyor. Oysa gerçek eskiz, zaman içinde evrilen ve üzerinde düşünülerek geliştirilen bir şeydir. Bir dijital model, eskizin o ruhunu taşımayabilir.
Eskiz, Gerçekten Yaratıcı Bir Sürecin Başlangıcı Mı?
Sonuç olarak, eskiz tam anlamıyla bir “başlangıç”tır diyemem. Birçok zaman, insanlar bunu bir kolaycılık aracı olarak kullanır. Ama diğer yandan, doğru kullanıldığında, başlı başına bir sanat formu olabilir. Belki de her şeyin “ilginç” görünen bir eskizle başladığını unutmamak gerekir. Yine de şunu sormak gerekiyor: Eğer bir sanatçı, bir fikri ilk başta sadece bir eskizle sunuyorsa, o zaman gerçekten “sanat”tan ne kadar bahsedebiliriz?
Benim fikrim, eskizin büyük bir başlangıç olduğu ama bazen fazla övgü aldığı yönünde. Ama belki de sanat, tam olarak bu yüzden büyüleyicidir; çünkü her şeyin bir başlangıcı vardır, ama o başlangıç her zaman tek başına yeterli değildir.