Su Element Midir?
Bir Yaz Akşamı, Kayseri’de
Kayseri’deki sıcak yaz akşamlarının birinde, her zamanki gibi yalnızdım. Üzerimden o yaz sıcağının bunaltıcı havası geçmemişti; ama bir şekilde sabırlıydım. Kayseri’nin o kuru havası, bazen insanı öylesine bir boşluğa iter ki, dışarıda olmak bile bir anlam taşımamaya başlar. O akşam, bir şey düşündüm: Su, gerçekten bir element mi? Bu kadar önemli bir şeyin, sadece bir element olup olmadığı, o kadar düşündürmeye başlamıştı ki… Bir sorunun peşinden sürüklenirken, hayal kırıklıklarının ve eski anıların derinliklerine çekildim.
Bir Sorunun Peşinde
Hatırlıyorum da, yıllar önce okulda, fen bilgisi dersinde suyun bir element olduğunu öğrenmiştim. Ama o zamanlar, suyun sadece bir madde olduğunu, atomlardan oluştuğunu, iki hidrojen bir oksijen birleşiminden oluştuğunu düşündüm. Oysa ki zamanla fark ettim ki, su sadece kimyasal bir bileşik değil. O kadar çok şey var ki, suyla ilgili… O kadar duygusal, o kadar derin.
Kayseri’nin sıcaklığında içimi ferahlatmak için suyu bir yudum içmiştim, ama birden garip bir his kapladı içimi. Su, sadece fiziksel bir element miydi? Yoksa duygusal bir şey mi? Her ne kadar bir element gibi düşünsek de, suyun içinde kaybolan anılar, ruhumuzda bıraktığı izler, zamanla suyun ne kadar farklı bir şey olduğunu anlamama neden oldu.
Su, Bir Element Mi?
Bir akşam, evimin balkonunda yalnız otururken, biraz eski zamanlara gittim. O zamanlar, çocukken bir yaz tatilinde, ailesiyle birlikte bir gölete gitmiştim. Suya girerken, serinlik vücudumu sararken, içimdeki tüm sıkıntıların kaybolduğunu hissetmiştim. O an sormuştum kendi kendime: Su, gerçekten sadece bir element mi? Bir madde gibi, başka hiçbir şey hissettirmeyen bir varlık mı?
Ama su öyle değil. Su, bazen bir yansıma gibidir. Bazen kalbin derinliklerindeki duyguları yansıtır. İçindeki dalgalar, birdenbire seni sarar, ama sonra sakinleşir, durulur. O sakinlik, bir zamanlar senin içindeki huzuru, kaybolmuş bir duyguyu hatırlatır. Bazen sadece içindeki sıkıntıların dağılması değil, geçmişin de silinmesidir su. Gözlerimden süzülen bir damla, hatırladığım eski bir anıyı yerine getiriyordu. O an fark ettim, su bir elementten daha fazlasıdır.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir gün, bir arkadaşım bana suyun sadece bir element olduğunu söylemişti. “Su, bir madde, fiziksel bir şeydir,” demişti. Ama ne zaman o konuşmayı hatırlasam, içimden bir şey beni hep itiyordu. O anki hayal kırıklığımdan sonra, düşündüm: Su, bir element olmanın ötesinde, bir duygu, bir umut taşıyor olabilir mi? Suyun akışını izlerken, hiç de yalnız hissetmiyorsunuz. Suyun sesi, her şeyin geçici olduğunu hatırlatıyor. Her damla, bir umut olabilir. İçindeki okyanusları, denizleri, gölleri, yaşamı hissediyorsunuz.
Zamanla fark ettim ki, suyun element olarak sınıflandırılması yalnızca dışarıdan bakıldığında doğru. Ama su, insanın içinde bir şeyler bırakır. Kalbinizde bir iz, zihninizde bir kıvılcım… Suyu düşündüğümde, bir elementin ötesinde çok şey hissediyorum. Kayseri’nin o sıcağında, suyun soğukluğunda bulduğum o ferahlık, bir elementten çok daha fazlasıydı. Su, insanın içindeki duyguları besliyor, onlara hayat veriyor.
Sonuçta Ne Dediğimi Anladım
Su, evet, bir elementtir. Ama bazen bir element olmaktan çok daha fazlasıdır. Bize duygu verir, bize huzur verir, kaybolan anılarımızı geri getirir. Su, bir elementin sınırlarını aşarak, insanın ruhunu arındıran bir şeydir. Kayseri’nin o sıcağında, bir bardak suyu içmek, aslında her şeyin başladığı yerdir. İçindeki her damla, bana bir şeyler anlatıyordur. Ve ben, her an suyun derinliklerinde kaybolmaya devam edeceğim. Çünkü su, bana sadece bir element olarak değil, aynı zamanda bir yolculuk, bir umut gibi geliyor.