Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Akşam
Pencereden dışarı baktığımda rüzgârın hafifçe şehri sardığını gördüm. Sokak lambaları titrek ışıklarıyla taş döşeli yolları aydınlatıyordu. Kalbim sıkıştı, anlatması zor bir his vardı içimde. Bugün yine o düşünce aklıma geldi: Hz. Mehdi insan mı? Bu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum. Duygularım birbirine karışıyor; umut, merak, biraz da korku…
Bir Kahve ve Sessiz Sohbet
Küçük bir kafede yalnız oturuyordum, elimde sıcak bir kahve, karşımdaki boş sandalyeye bakıyordum. Sanki yanımda biri olmalıydı, düşüncelerimi paylaşabileceğim birisi… Ama yoktu. Bu sessizlik bana o kadar ağır geliyordu ki, kalbim ritmini kaybetmiş gibi hissettim.
Bir yandan kitabımı açtım ama gözlerim sayfalarda değil, kafamın içinde dönüp duran sorularda takılı kaldı: “Hz. Mehdi insan mı?” Herkes ona mistik bir varlık gibi bakıyor, ama ben içten içe biliyordum ki insan olmalı; acı çeken, gülüp ağlayan, hayal kırıklıkları yaşayan bir insan…
Çocukluk Anıları ve Beklentiler
Bazen, küçüklüğümde annemin anlattığı hikâyeler aklıma gelir. Camide oturur, minik ellerimle onun dizine yaslanırdım. “O, gelecekte insanlara rehberlik edecek” derdi. Ama ben hep merak ederdim: İnsan mı gerçekten, yoksa biz ona bu kadar yük mü bindiriyoruz?
Bugün o çocukluk anılarımı hatırlarken birden hüzün çöktü üzerime. İnsan olmak… Koca bir yük. Hem umut hem sorumluluk demek. Ve Hz. Mehdi’ye dair düşündükçe, kalbimde bir titreme hissediyorum. Çünkü insan olmak, yalnızca fiziksel varlık olmak değil; hissetmek, yanılmak, tekrar kalkmak demek.
Kayseri’nin Rüzgârı ve İçsel Yolculuk
Akşamın ilerleyen saatlerinde şehre rüzgâr daha sert esmeye başladı. Penceremi açtım ve derin bir nefes aldım. Bu rüzgârla birlikte sanki içimdeki karmaşa da biraz olsun dağıldı. Belki Hz. Mehdi de bir zamanlar böyle rüzgârlarda yürüyordu; yalnız, düşünceli, insanın acılarını ve umutlarını taşıyan biri olarak…
Bir yandan bu düşünceler kalbimi hem sıkıyor hem de hafifletiyordu. İnsan olmak, hata yapmak demek; affetmek, sevmek ve bazen de hayal kırıklığına uğramak demek. Hz. Mehdi’yi düşündüğümde içimdeki bu duyguların hepsi bir araya geliyor. Belki o da bizim gibi gözyaşı döküyor, umutlarını bir yerlere saklıyor, doğruyu bulmak için çabalıyor.
Bir Anlık Karar ve Duyguların Patlaması
O gün, şehrin köşesindeki küçük parkta yürüyordum. Tek başıma, kimseler yokken… Bir bankta oturdum ve gözlerimi kapattım. “İnsan olmak işte böyle bir şey” dedim kendi kendime. Kalbim sıkışıyor, bazen sevinçten zıplıyor, bazen kırılacakmış gibi oluyor.
Hz. Mehdi insan mı sorusu birden daha anlamlı geldi. İnsan olmak demek, bu duyguların hepsini taşımak demek. Acıyı hissetmek, sevdayı hissetmek, adaletsizliği görmek ve yine de mücadeleye devam etmek… Belki de onun insan olmasının en güzel tarafı bu: Tıpkı bizler gibi, yorgun ama umudunu kaybetmeyen biri.
Umudun Işığı
Parkta yürürken başımı gökyüzüne kaldırdım. Yıldızlar o kadar parlaktı ki, gözlerimi alamadım. İçimdeki umut kıvılcımları yavaşça büyüdü. Hz. Mehdi insan mı? Evet, insan olmalı. İnsan olmalı ki bizle aynı yollardan geçebilsin, bizden anlayabilsin, acılarımızı ve hayallerimizi paylaşabilsin.
Ve o an, bir his kapladı içimi; bir rahatlama, bir güven… İnsan olmak, her ne kadar zor ve kırılgan bir yolculuk olsa da, aynı zamanda en büyük güç. Belki bizler için bir rehber, bir ışık, bir umut sembolü olarak insan olmanın gücünü taşıyor.
Günlüğe Yazılan Son Satırlar
Eve döndüğümde hemen günlüğümü açtım. Kalbimdeki karmaşayı, umut kırıntılarını, heyecanı ve biraz da korkuyu yazdım. Yazarken bir şey fark ettim: Hz. Mehdi insan mı sorusu artık beni korkutmuyordu, aksine cesaret veriyordu. İnsan olmak zor, ama aynı zamanda bu zor yolculukta birlikte yürüyebileceğimiz bir güç.
Sonra pencereyi açtım, rüzgâr yine hafifçe içeri girdi. Gözlerimi kapattım ve dedim ki: “İnsan olmak, en güzel mucize.” Ve belki de Hz. Mehdi’nin en büyük mucizesi de bu insanlık hali…
—
İçten, duygusal ve sürükleyici bir anlatımla, Hz. Mehdi’nin insan olma ihtimali etrafında şekillenen bir kişisel yolculuk bu. Kayseri’nin akşamları, küçük parklar ve yalnız kahve anlarıyla harmanlanmış, samimi bir bakış açısı sundum.